Friday, 19 March 2010

The Hunger

Açlık kelimesinin nereden geldiğine bir bakış atarsak sanırım konuyu kavramanıza biraz daha yardımcı olabilirim. Açlık kelimesi açık olmak, açıkta kalmaktan geliyor ve aslında bir şeyin eksikliğini ifade etmek için kullanılabilinecek bir kelime. Günümüzde ise açlık dendiğinde insanın aklına yoğurtlu makarna ve ya Afrika'daki ben kendimi bildim bileli bir deri bir kemik olan çocuklar gelir.

Evet sanırım gayet sıradan bir konu şu açlık. Bu satırları okuyabilmiş ya da henüz okumamış bütün insanların bildiği, tanıdığı, kişisine göre belli sıklıklarda hissettiği bir duygu. Tabii bu söylediklerim yemeğe olan açlığı kastediyorsanız doğru sayılır. Lakin konu bambaşka yerlere gömülü aslında.

Anlatmaya çalışacağım şey, en az gerçek türden açlık kadar iyi bildiğiniz bir açlık. Hatta büyük ihtimalle ilk olarak o açlığın tam olarak farkına varabildiniz aklınız başınıza geldiğinde : İnsan Oğlu'nun Açlığı.

Bu öyle bir açlık ki aslında kendi içinde çelişen, rakip tanımayan, nadir anlamlardan birini içeriyor. Bilindiği üzere bu tür kelimeler eğer bir eksiklik belirtiyorsa bunu giderebilen bir karşı eylem mutlaka mevcuttur. Birkaç istisna dışında durum gayet de iyi gitmektedir aslında CW* içinde. Bu kelimenin kendi içinde çelişmesinin nedeni ise insan oğluna hitap eden sayısız özellik ifadelerinden biridir ve demirbaşlığını da sağlamca elinde tutmaktadır.

Söz konusu olan normal yemek açlığı olduğunda çoğu zaman giderilmesi ortalama 5 ile 120 dakika arası bir zaman alır. Fakat insanoğlunu, onun içindeki açlığı yok edecek kadar doyurabilmiş herhangi bir şey bulunamamıştır henüz ve her şeyin üzerine bahse girerim bulunamayacaktır da.

Aynanızın karşısına geçip kendinize şöyle bir bakın. Aynanız yoksa bile herhangi bir yere bakın ve orada aynayı yaratın. Biraz fantastik düşünmek için asla yeterince yaşlı olamazsınız değil mi? Aynada ne var? Büyük ihtimalle kaşınız, gözünüz... Ama aynada gözükenlerin içine daha derinden baktığınızda sizi siz yapan bazı şeylerin farkına varıp kendi çapınızda bir aydınlanma dahi yaşayabilirsiniz. Sizi aydınlatan bu şeyler kendinize özel sanmayın sakın! Zamanla farkedebileceğiniz gibi bunlar aslında o aynaya bakan her insanda olan şeyler, önemli olan nasıl bakacağını bilmekte.

Çok budala değilseniz, siz de benim gibi içinizdeki açlığı görecek ve o uçsuz bucaksız midenizin dur durmak bilmeden çalıştığını homurtularından anlayabileceksiniz. Size küçük bir sır vereyim; aslında o mide sizsiniz. Bunu her yerde söyleyin diye yazmıyorum buraya! Kime bahsedeceğinizi iyi seçin derim.

Senin neyin var?
Diyelim ki bir adın var ve bilmem kaç tane paran var ya da yok.
Sen ne istiyorsun?
İnsanların senin adını daha çok bilmelerini ya da bilmemelerini ve ya daha çok paranın olup olmamasını istiyorsun.

Aslında tüm mantık yukarıda mevcut. İçimizdeki birşeyler, siz onları nasıl adlandırırsınız bilmem artık, sizi siz yapan öz şeyler ve bu sayede insan olabildiniz ya da insan olduğunuz için bunlar oldu. Başlangıcı ya da sonu olmayan döngülere girmeye gerek yok.

Söylemek istediğim sadece insanların istisnasız hepsinin birşeylere aç olduğu ve bu özelliklerinden asla kurtulamayacakları. Dünyanın en mutlu adamı bile olsanız hiç isteyecek bir şey bulamaz mıydınız? Hem de ne kadar çok şey!

İnsan oğlunun açlığı onun başlangıcından beri gelen ve onunla devam eden kadim bir kural ve bunun aşılmasının imkanı yoktur. Bunu denemek ya da yaptığını ilan etmek düpedüz aptallıktır. Kendinizi kandırmak iyidir ama inkar etmek akıl karı olamaz.

Bu konu hakkında, kendinizi ve konuyu uzun uzun düşünmenzi tavsiye ederim. Kendinize benim size katabileceğimden çok daha fazla şey katabilirsiniz. Unutmayın!' insanın açlığı sayesinde orada oturuyorsunuz!


*CW: Crying World. (bkz:Dünyamız)